Arama sonuçlarınız

  1. Painfully

    Bir düziye

    Bir düziye Bir düziye : Sürekli olarak, aralıksız; bidüziye, biteviye
  2. Painfully

    Bir dostluk kaldı

    Bir dostluk kaldı Bir dostluk kaldı: Satıcıların malları azaldığı zaman kullandıkları özendirme sözü.
  3. Painfully

    Bir don bir gömlek (kalmak bırakmak)

    Bir don bir gömlek (kalmak bırakmak) Bir don bir gömlek (kalmak bırakmak) : Yarı çıplak yoksul bir durumda (kalmak bırakmak)
  4. Painfully

    Bir dokun bin ah işit (dinle) (kase-i fağfurdan )

    Bir dokun bin ah işit (dinle) (kase-i fağfurdan ) Bir dokun bin ah işit (dinle) (kase-i fağfurdan ): “İnsanların dertlerini biraz deşmeye gör; hemen her türlü şikâyetlerini dile getirirler.” anlamında.
  5. Painfully

    Bir dirhem bal için bir keçiboynuzu çiğnemek

    Bir dirhem bal için bir keçiboynuzu çiğnemek Bir dirhem bal için bir keçiboynuzu çiğnemek : Faydası az zahmeti çok bir işle uğraşmak
  6. Painfully

    Bir deri bir kemik (kalmak)

    Bir deri bir kemik (kalmak) Bir deri bir kemik (kalmak) : Vücutça çok zayıf (düşmek) zayıflamış (olmak).
  7. Painfully

    Bir dereceye kadar

    Bir dereceye kadar Bir dereceye kadar: Makul bir ölçüye kadrar, belli bir noktaya kadar; nispeten.
  8. Painfully

    Bir dediğini (söylediğini) iki etmemek (ikiletmemek)

    Bir dediğini (söylediğini) iki etmemek (ikiletmemek) Bir dediğini (söylediğini) iki etmemek (ikiletmemek): Onun her istediğini yerine getirmek
  9. Painfully

    Bir dediği bir dediğini tutmamak

    Bir dediği bir dediğini tutmamak Bir dediği bir dediğini tutmamak : Söyledikleri birbirine uymamak, tutarsız konuşmak.
  10. Painfully

    Bir çırpıda

    Bir çırpıda Bir çırpıda O anda
  11. Painfully

    Bir çuval inciri berbat (murdar) etmek

    Bir çuval inciri berbat ( murdar) etmek Bir çuval inciri berbat (bok, murdar) etmek : Yolunda giden bir işi yanlış bir hareketle ya da sözle bozmak. •
  12. Painfully

    Bir çift söz

    Bir çift söz Bir çift söz : Birkaç söz
  13. Painfully

    Bir bu eksikti

    Bir bu eksikti Bir bu eksikti: “Dertler, sorunlar yetmiyormuş gibi şimdi bir de bu çıktı.” anlamında.
  14. Painfully

    Bir bildiği olmak

    Bir bildiği olmak Bir bildiği olmak : Kendine göre bir düşüncesi olmak.
  15. Painfully

    Bir ben bilirim, bir de Allah

    Bir ben bilirim, bir de Allah Bir ben bilirim, bir de Allah : “Çektiğim sıkıntı ve üzüntüleri ben ve Tanrı’dan başka kimse bilmez.” anlamında.
  16. Painfully

    Bir baştan (uçtan) bir başa (uca)

    Bir baştan (uçtan) bir başa (uca) Bir baştan (uçtan) bir başa (uca) : Bir yerin bir sınırından öbür sınırına kadar.
  17. Painfully

    Bir bardak suda fırtına koparmak

    Bir bardak suda fırtına koparmak Bir bardak suda fırtına koparmak : Önemsiz denecek kadar küçük bir sorunu büyütüp, kavga konusu yapmak
  18. Painfully

    Bir baltaya sap olmak

    Bir baltaya sap olmak Bir baltaya sap olmak : Belirli bir iş tutmak, bir meslek sahibi olmak.
  19. Painfully

    Bir aşağı bir yukarı (dolaşmak, yürümek)

    Bir aşağı bir yukarı (dolaşmak, yürümek) Bir aşağı bir yukarı (dolaşmak, yürümek) : Amaçsızca, bir yerde ora*dan oraya (dolaşmak, yürümek vb
  20. Painfully

    Bir Ağızdan

    Bir Ağızdan Bir ağızdan : Hep birlikte, beraberce.
Üst