Arama sonuçlarınız

  1. Painfully

    Ayağı ile gelmek

    Ayağı ile gelmek 1. Kendi isteği ile gelmek. 2. Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek."Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
  2. Painfully

    Ayağına bağ olmak

    Ayağına bağ olmak Bir işini yapmasına, bulunduğu yerden ayrılmasına engel olmak."Bu çocuk ayağıma bağ oldu, onu bırakıp da bir yere gidemiyorum."
  3. Painfully

    Ayağına dolaşmak (veya dolanmak)

    Ayağına dolaşmak (veya dolanmak) 1. Birisinin yaptığı işe engel olmak. 2. Başkasına yaptığı kötülük kendi başına gelmek."Şu köpeği birisi çıkarsın atölyeden, insanın ayaklarına dolanıyor."
  4. Painfully

    Ayağına gitmek

    Ayağına gitmek Büyüklük taslamadan alçak gönüllülük edip birinin yanına varmak."O baban senin, ayağına gitmelisin."
  5. Painfully

    Ayağına kapanmak

    Ayağına kapanmak Kendini küçük düşürerek yalvarıp yakarmak."İnsan ne birisinin ayağına kapanmalı, ne de birisini ayağına kapandırmalı."
  6. Painfully

    Ayağına (ayaklarına) kara su inmek

    Ayağına (ayaklarına) kara su inmek Bir yerde ayakta beklemekten veya uzun süre dolaşmaktan çok yorulmak."Seni aramaktan ayaklarıma kara sular indi, nerelerdeydin Allah aşkına!"
  7. Painfully

    TrendSohbet.Com Yönetim Kadrosu ile Sizlerle...

    Yanıt: TrendSohbet.Com Yönetim Kadrosu ile Sizlerle... Canım trendsohbet. Hepinize selamlar. :çiçek:
  8. Painfully

    Ayağını çekmek

    Ayağını çekmek Daha önce gittiği yere artık uğramaz olmak, ilişkiyi ve ilgiyi kesmek."Artık onlardan elimi ayağımı çektim."
  9. Painfully

    Ayağını denk almak

    Ayağını denk almak Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak."Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş açacaklar senin."
  10. Painfully

    Ayağını kaydırmak

    Ayağını kaydırmak Bir yolunu bularak birini bulunduğu işten, mevkiden uzaklaştırmak."Adamcağızın hiç suçu yokken ayağını kaydırdılar, şimdi aç susuz dolaşıyor."
  11. Painfully

    Ayağını kesmek

    Ayağını kesmek 1. Bir yere gitmez, uğramaz olmak. 2. Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek."Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
  12. Painfully

    Ayağının altına almak

    Ayağının altına almak 1. Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek. 2. Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek."Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına aldı hiç tınmadan."
  13. Painfully

    Ayağının tozuyla

    Ayağının tozuyla Henüz dinlenmeden, yoldan gelir gelmez."Adamı ayağının tozuyla kodese tıktılar."
  14. Painfully

    Ayağını sürümek

    Ayağını sürümek 1. Verilen bir görevi ağırdan yapmak. 2. Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak. 3. Ölmek üzere olmak. 4. Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da gelmesine yol açmak."Ayağını mı sürüdün ne, senden sonra gelen misafirlerin sayısını Allah bilir ancak!"
  15. Painfully

    Ayağı (ayakları) suya ermek (değmek)

    Ayağı (ayakları) suya ermek (değmek): Neden sonra aklı başına gelmek, bir şeyin aslını anlamak, beklenen biçimde olmadığını kavramak."Toy olduğu için doğruyu göremiyor, onun da ayağı suya erecek bir gün."
  16. Painfully

    Ayak altında kalmak

    Ayak altında kalmak 1. Hor görülüp aşağılanmak, değer verilmemek. 2. İnsanların sık gelip geçtiği yerde, kalabalık içinde kalmak."Seyyar satıcıların pek çoğu ayak altında kalınacak bir yeri seçerler."
  17. Painfully

    Ayak atmamak

    Ayak atmamak Bir yere hiç gitmemek."O kente ayak atmadım henüz."
  18. Painfully

    Ayak diremek

    Ayak diremek Bir şeyde ısrar etmek, karşı koymak, kendi kararından vazgeçmemek."Ayak diremeseydi çoktan evini yıkmış olacaklardı."
  19. Painfully

    Ayaklar altına almak

    Ayaklar altına almak Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek."Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak o serseriliği seçti."
  20. Painfully

    Ayakları geri geri gitmek

    Ayakları geri geri gitmek Bir yere istemeye istemeye, gönülsüz gitmek."Hoşlanmadığım bu insanların yanına yaklaştıkça ayaklarım geri geri gitmeye başladı."
Üst