Arama sonuçlarınız

  1. Painfully

    Ayak atmamak

    Ayak atmamak Bir yere hiç gitmemek."O kente ayak atmadım henüz."
  2. Painfully

    Ayak diremek

    Ayak diremek Bir şeyde ısrar etmek, karşı koymak, kendi kararından vazgeçmemek."Ayak diremeseydi çoktan evini yıkmış olacaklardı."
  3. Painfully

    Ayaklar altına almak

    Ayaklar altına almak Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek."Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak o serseriliği seçti."
  4. Painfully

    Ayakları geri geri gitmek

    Ayakları geri geri gitmek Bir yere istemeye istemeye, gönülsüz gitmek."Hoşlanmadığım bu insanların yanına yaklaştıkça ayaklarım geri geri gitmeye başladı."
  5. Painfully

    Ayaklı kütüphane

    Ayaklı kütüphane Çok şey okumuş, her sorulana cevap veren, çok şey bilen, okudukları aklında kalmış kimse."Adam ayaklı kütüphaneydi sanki!"
  6. Painfully

    Ayak üstü (üzeri)

    Ayak üstü (üzeri) 1. Kısa süre içinde, acele olarak. 2. Ayakta durarak, ayakta dikilerek."Gel de şu büfede ayak üstü atıştıralım biraz."
  7. Painfully

    Ayasofya`da dilenip Sultanahmet`te sadaka (zekât) vermek

    Ayasofya`da dilenip Sultanahmet`te sadaka (zekât) vermek Ayasofya`da dilenip Sultanahmet`te sadaka (zekât) vermek: Kendisi başkasının yardımı ile geçinirken, gösteriş için elindekini başkalarına yardım amacıyla dağıtmak
  8. Painfully

    Açık saçık

    Açık saçık Göreneğe, terbiyeye aykırı derecede açık (söz, davranış, elbise)."Açık saçık fıkralar anlatmaya utanmıyor musunuz?"
  9. Painfully

    Açık kalpli (yürekli)

    Açık kalpli (yürekli) Samimî, içi temiz, içi dışı bir olan kimse."Komşumuz kadar açık kalpli bir adam görmedim."
  10. Painfully

    Açık bono vermek

    Açık bono vermek Bir kimseye sınırsız, istediği gibi davranma yetkisi tanımak.
  11. Painfully

    Açık alınla

    Açık alınla Başarı, şeref, övünç ve dürüstlükle."Hemen her işten açık alınla çıkar onlar."
  12. Painfully

    Açığı çıkmak

    Açığı çıkmak Saklamakla görevli bulunduğu para, eşya veya başka bir şeyin sayım sonucu eksik olduğu anlaşılmak."Kasiyerin salı günü akşamı on bin lira açığı çıktı."
  13. Painfully

    Açığa çıkarılmak (alınmak)

    Açığa çıkarılmak (alınmak) İşinden çıkarılmak, görevine son verilmek."İşe üç gün geç geldi diye açığa alındı.
  14. Painfully

    Aç acına

    Aç acına Aç olarak, hiçbir şey yemeden."Bu iş aç acına yapılmaz."
  15. Painfully

    Acı soğuk

    Acı soğuk Keskin, hoşa gitmeyen, çok üşütücü soğuk."Acı soğuk insanın iliklerine işliyordu."
  16. Painfully

    Acısı içine (yüreğine) çökmek (işlemek)

    Acısı içine (yüreğine) çökmek (işlemek) Bir şeyin verdiği acı, üzüntü benliğinde derin iz bırakmak."Elindeki tek evi de yanıp kül olunca acısı yüreğine işledi."
  17. Painfully

    Aceleye getirmek

    Aceleye getirmek Aceleye getirmek (dara getirmek): 1. Bir işi gerektiği gibi yapmayıp, zaman darlığından yararlanarak birini aldatmak. "Tezgâhtar aceleye getirerek gömleğin defolusunu vermiş."2. Zaman darlığı sebebiyle gereken özeni göstermemek. "Yazın hiç de güzel değil, aceleye getirmişsin."
  18. Painfully

    Abesle iştigal etmek

    Abesle iştigal etmek Abesle iştigal etmek: Yersiz, yararsız, boş ve anlamsız şeylerle vakit geçirmek."Şu yaşa geldin, ama abesle iştigal etmekten vazgeçmedin."
  19. Painfully

    Abdal abdalın ne onduğunu ister, ne de bulduğunu

    Abdal abdalın ne onduğunu ister, ne de bulduğunu Abdallar gezgin kişilerdir. Gereksinimlerini zor elde ettikleri için birbirleriyle paylaşma olanakları yoktur. Aynı konumdaki kişiler, eğer bencillerse birbirlerini çekemezler.
  20. Painfully

    Abdal abdala çatmayınca, kasnak boyna geçmez

    Abdal abdala çatmayınca, kasnak boyna geçmez Burada abdal sözcüğü ” görgüsüz, kaba kişi” anlamında kullanılmıştır. Doğal olarak bunların kavgası çetin olur. Neden olmadıkça uygunsuz durumlar ortaya çıkmaz.
Üst