Arama sonuçlarınız

  1. Painfully

    Ne tadı var ne tuzu

    Ne tadı var ne tuzu Anlamı: Hoşa gidecek, zevk alınacak, beğenilecek bir şey değil.”Ne tadı var ne tuzu yaptığım işin.”
  2. Painfully

    Ne yardan geçer ne serden

    Ne yardan geçer ne serden Anlamı: İstediği şey fedakârlığı gerektirdiği hâlde, fedakârlığa yanaşmayan ama istediğinden de vazgeçmeyen kimseler için kullanılır.
  3. Painfully

    Zurnada peşrev olmaz (ne çıkarsa bahtına)

    Zurnada peşrev olmaz (ne çıkarsa bahtına) Rast gele yapılan plânsız, programsız işlerde yöntem, kural aranmaz; işin sonucu da kestirilemez.
  4. Painfully

    Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır

    Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır Zengin, varlıklı kişi para ve mal gücüyle pek çok güçlüğü yenip aşar. Yoksul ise, parasızlık ve imkânsızlık yüzünden en kolay işleri bile başaramaz; en ufak engel karşısında bile şaşırıp kalır.
  5. Painfully

    Zenginin malı, züğürdün çenesi yorar

    Zenginin malı, züğürdün çenesi yorar Yoksul, züğürt kimseler çoklukla birinin zenginliğinden, malından ve parasından, kazancından, hatta yiyip içmesinden, gezip tozmasından söz ederler. Oysa böylesi bir konuşma son derece gereksiz ve yersizdir; ayrıca ellerine bir şey geçmediği gibi...
  6. Painfully

    Ayağı ile gelmek

    Ayağı ile gelmek 1. Kendi isteği ile gelmek. 2. Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek."Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
  7. Painfully

    Ayağına bağ olmak

    Ayağına bağ olmak Bir işini yapmasına, bulunduğu yerden ayrılmasına engel olmak."Bu çocuk ayağıma bağ oldu, onu bırakıp da bir yere gidemiyorum."
  8. Painfully

    Ayağına dolaşmak (veya dolanmak)

    Ayağına dolaşmak (veya dolanmak) 1. Birisinin yaptığı işe engel olmak. 2. Başkasına yaptığı kötülük kendi başına gelmek."Şu köpeği birisi çıkarsın atölyeden, insanın ayaklarına dolanıyor."
  9. Painfully

    Ayağına gitmek

    Ayağına gitmek Büyüklük taslamadan alçak gönüllülük edip birinin yanına varmak."O baban senin, ayağına gitmelisin."
  10. Painfully

    Ayağına kapanmak

    Ayağına kapanmak Kendini küçük düşürerek yalvarıp yakarmak."İnsan ne birisinin ayağına kapanmalı, ne de birisini ayağına kapandırmalı."
  11. Painfully

    Ayağına (ayaklarına) kara su inmek

    Ayağına (ayaklarına) kara su inmek Bir yerde ayakta beklemekten veya uzun süre dolaşmaktan çok yorulmak."Seni aramaktan ayaklarıma kara sular indi, nerelerdeydin Allah aşkına!"
  12. Painfully

    Ayağını çekmek

    Ayağını çekmek Daha önce gittiği yere artık uğramaz olmak, ilişkiyi ve ilgiyi kesmek."Artık onlardan elimi ayağımı çektim."
  13. Painfully

    Ayağını denk almak

    Ayağını denk almak Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak."Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş açacaklar senin."
  14. Painfully

    Ayağını kaydırmak

    Ayağını kaydırmak Bir yolunu bularak birini bulunduğu işten, mevkiden uzaklaştırmak."Adamcağızın hiç suçu yokken ayağını kaydırdılar, şimdi aç susuz dolaşıyor."
  15. Painfully

    Ayağını kesmek

    Ayağını kesmek 1. Bir yere gitmez, uğramaz olmak. 2. Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek."Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
  16. Painfully

    Ayağının altına almak

    Ayağının altına almak 1. Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek. 2. Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek."Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına aldı hiç tınmadan."
  17. Painfully

    Ayağının tozuyla

    Ayağının tozuyla Henüz dinlenmeden, yoldan gelir gelmez."Adamı ayağının tozuyla kodese tıktılar."
  18. Painfully

    Ayağını sürümek

    Ayağını sürümek 1. Verilen bir görevi ağırdan yapmak. 2. Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak. 3. Ölmek üzere olmak. 4. Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da gelmesine yol açmak."Ayağını mı sürüdün ne, senden sonra gelen misafirlerin sayısını Allah bilir ancak!"
  19. Painfully

    Ayağı (ayakları) suya ermek (değmek)

    Ayağı (ayakları) suya ermek (değmek): Neden sonra aklı başına gelmek, bir şeyin aslını anlamak, beklenen biçimde olmadığını kavramak."Toy olduğu için doğruyu göremiyor, onun da ayağı suya erecek bir gün."
  20. Painfully

    Ayak altında kalmak

    Ayak altında kalmak 1. Hor görülüp aşağılanmak, değer verilmemek. 2. İnsanların sık gelip geçtiği yerde, kalabalık içinde kalmak."Seyyar satıcıların pek çoğu ayak altında kalınacak bir yeri seçerler."
Üst